İşte Atatürk





Türkiye Tarihi
RSS
İzmir Yangını, İzmir’i Kimler Yaktı?
İzmir Yangını, İzmir’i Kimler Yaktı?
Eklenme Tarihi: 11.08.2010:3
İzmir Yangını, İzmir’i Kimler Yaktı?

 

 

İzmir’i Kimler Yaktı

Parlayan Yıldız İzmir, Levant’ın Başşehri İzmir

Binlerce yıllık İzmir’in geçmişini ve güzelliğini yapılan gravürlerden ve çekilen fotoğraflardan üzülmeden izleyemeyiz. Strabon1 İzmir için ‘dünyanın en güzel şehridir’ derken, Homeros,2 ‘Gök kubbenin altında en güzel şehir’ ifadesini kullanmıştır. Aristo’nun,3 Büyük İskender’e4 ‘Görmezsen eksik kalırsın’ dediği İzmir’e gezginler; ‘Levant’ın başşehri’, ‘Levant’ın incisi’ ve ‘Anadolu kıyılarının Marsilya’sı’ gibi birçok övücü tanımlar kullanmıştır.5

Yangın öncesi İzmir

15 Mayıs 1919 günü, emperyalist ülkelerin bir işaretiyle İzmir Yunan işgaline uğrarken, yaşanan acıları önce İzmir ve sonra da tüm Anadolu halkı tatmıştır. Yaklaşık üç yıl süren Yunan işgalinin Anadolu’da bıraktığı acılar ve izler, aradan doksan yıl geçmesine rağmen hâlâ bellektedir. İşgalin sebep ve sonuçlarını bir daha yazılmaması umuduyla tarih kitaplarında görebiliriz.

Yunanlılar, işgal ettikleri Anadolu topraklarından geri çekilirken, acaba Anadolu’da neler yapmışlardı ve yaşananlar nelerdi? Ege Bölgesi’nde Kula ve Akhisar dışında her yeri yakan Yunanlılar, 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’den ayrılırken, bu kenti ‘Bana yar olmayanı kimseye yar etmem’  düşüncesiyle mi yakmışlardı?

İzmir Yangını

13 Eylül 1922 günü başlayan ve dört gün süren İzmir yangını, yaklaşık olarak Levantenlere ait 25.000 konutu yok etmiştir. Yaklaşık üçte ikisi yanan İzmir’in bu yangınla sadece coğrafi kimliği zarar görmemiş, ticari ve sosyal hayatı da değişmiştir. İzmir yangınını kimlerin çıkardığı konusunda birçok varsayımlar bulunmaktadır. Bu kitabın yabancı belgelere ve Atatürk’ün sözlerine yer verilerek hazırlanmış olması, İzmir yangınına da aynı çerçeveden bakmamızı gerektirmiştir.

İzmir Sigortaları İtfaiye Şefi Paul Greskoviç’in Raporu

Bu konuda bakılabilecek en önemli kanıtlardan biri o dönemin İzmir Sigorta Şirketi’nin İtfaiye Müdürü Paul Greskoviç’e ait rapordur. Büyük Taarruz başladığı anda, Yunan subay ve askerlerinin ağızlarından; ‘İzmir'i Türklere bırakmaya mecbur kalırsak yakacağız’ şeklinde sözler duyduğunu ifade eden Greskoviç, raporunda şunları anlatıyor:

“11/12 Eylül gece yarısından bir saat sonra Ermeni Mahallesi’nde yangın çıktığını haber verdiler. İtfaiye erleriyle yangın yerine hareket edip, Rum Hastanesi’ni geçerken 120–150 kadar çoluk çocuk ve kadın acı acı bağırıyorlardı. ‘Niçin bağırıyorsunuz?’ diye sordum; ‘Ermeniler bizi yaktılar, Seyis Hanı içerisinde oturuyoruz’ dediler. Bunlar Rumlardı. Bu insanların; Ermeni evlerine bitişik oturduklarını ve Ermenilerin duvardan bir delik açtıklarını ve delikten çokça gaz dökerek evi ateşlediklerini söylediler. Bunları sabaha kadar çıkmaz sokak içinde muhafaza ettim. Ve sabahleyin devriyeye teslim ettim.

13 Eylül saat 10.30’da Ermeni Mahallesi’nde ateş görüldüğünü haber verdiler. İtfaiye ile birlikte giderken Ermeni Kilisesi’nden 50 metre mesafede bir Ermeni evinin yandığını gördüm. Evin alt katından şiddetli bir ateş çıkıyordu. Mecburi biraz geriye gittim ve etrafa yayılmaması için söndürmeye uğraşırken, Ermeni Kilisesinde yangın çıktığının haberini verdiler.”

Ekibiyle buraya giden Greskoviç, gördüğü manzarayı raporunda şöyle yazıyor:

“Kilisenin binalarında ateş yoktu. Yalnız küçük bir bina civarında, bahçede 200 kadar üzerine yağ dökülmüş eşya balyası ile paçavralar bir yere toplanmış, üzerine de 200 kadar tüfek ve çokça da cephane konmuştu. Ateş de bunların arasından çıkıyordu. Aynı zamanda ateş içerisinde devamlı patlamalar oluyordu...”

Greskoviç, raporunun devamında İzmir yangınını şöyle anlatır:

“Biz yangını söndürmeye çalışırken, Ermeniler ateş ediyor ve atılan mermiler yangın tulumbalarına isabet ederek zarar veriyordu.”6

Fransız Illustration Gazetesi Muhabirleri G. Ercole’ün Haberi

30 Eylül 1922 tarihli ‘Fransız Illustration’ gazetesinin nüshasında, İzmir yangınına ait en erken haberlerden birine rastlarız. Gazetedeki bu haber, 14 Eylül 1922 tarihli G. Ercole adındaki muhabire aittir. Haberin içeriği şöyledir:

“Öğleden sonra saat ikiye doğru Ermeni Mahallesi üzerinden bir duman bulutu yükseliyordu. Bununla birlikte, bu yangın genişlemiyor ve sönme eğilimi gözüküyor. Buna rağmen kaçmak isteyen, paniğe kapılmış insanlar rıhtımda toplanıyor. Bir Amerikan vapuru, ABD konsolosluğu önünde, hareket etmek zorunda, çünkü insanlar o vapura binmek için kendilerini denize atıyor. O anda yine Ermeni Mahallesi’nde, daha önemli iki yangın başlıyor. Durum ciddileşiyor, çünkü güneyden gelen rüzgâr artıyor ve alevler Avrupa Mahallesi’ne7  doğru ilerliyor. Silah sesleri geliyor, el bombaları patlıyor. Türk işgali altında yaşamaktansa ölmeye karar vermiş olan Ermeniler, evlerinde yangın çıkardılar ve Türk askerleriyle savaşmaya başladılar. Cephanelik korkunç bir gürültüyle infilak ediyor. Saat akşamın dokuzu; biz farkına varmadan gündüzden geceye geçtik. Gökyüzü geniş bir ateş bulutuna dönmüştü.”8

Yakın Doğu’ya Yardım Örgütü Temsilcisi Mark O. Prentiss’in Raporu

8 Eylül 1922 tarihinde Amerikan savaş gemisi ‘Lawrence’ ile İzmir’e gelen Mark O. Prentiss, İstanbul’daki Amerikan Amirali Bristol’e İzmir yangınıyla ilgili rapor hazırlamıştır. Yangını Türkler değil, Ermeniler ve Yunanlılar başlattı diyen Prentiss, raporunda şunları yazmıştır:

“Öyle görünüyor ki, Amerika’da hemen herkes İzmir’deki şiddete son bir trajedi olarak eklenen yangının Türklerin sorumluluğunda olduğuna inanmaktadır. Üst düzey önem taşıdığı kabullenilen böylesine bir suçlama Türklerin üzerine atılamaz. İzmir, doğu savaşında ele geçirilen en büyük ödüllerden biriydi. Halkın ve ordunun acil gereksinimi için kullanılan depolar evlerdi. Bunları neden yaksınlar?

Yangın sonrası İzmir

Bu genel bilginin öğesi olarak diğer yandan Ermeni ve Rumlar bu bölgenin nefret ettikleri düşmanın eline geçmesine izin vermediler. Yangından birkaç gün önce İzmir’de bulunan bir rapora göre örgütlenmiş genç bir Ermeni grubu, eğer şehir Türklerin eline geçerse şehri yakmaya ant içmişlerdi. Ermeniler bu planı gerçekleştirebilmek için yeteri kadar hazırlık yapmışlardı.”9

‘Le Levant’ Gazetesi’nin Araştırması

Mehmet Sırrı ve Michelle Camberes’in sahibi olduğu İzmir’de Fransızca olarak yayınlanan ‘Le Levant’ gazetesinin 21 Eylül 1922 tarihli İzmir yangınıyla ilgili haberi:

“İzmir yangınının Ermeniler tarafından provoke edildiğini daha önce bildirmiştik, şimdi resmi açıklamalar, bu haberimizi doğruluyor” sözleriyle başlıyordu. Haberin devamı şöyledir:

“Ermeni Kilisesi’ne yaklaşık 100 metre uzaklıkta bir Ermeni evinde ilk yangın görüldü. Bu ilk girişim, itfaiyecilerin çabalarıyla engellendi. Birkaç saat sonra kilise çevresinde patlayıcı maddeler ateş almıştı. Yangın, eş zamanlı olarak Basmane’deki ve Soğukçeşme’deki Ermeni evlerinde başladı ve art arda Ayavukla’da, Ayaparaskeri’de ve Kireçağırı Mahallesi’ndeki Ermeni evlerinde çıktı. Yangından önce bütün Ermeni evleri kapalıydı ve herhangi bir hayat belirtisi yoktu. Yangınla birlikte Ermeniler silahlı olarak evlerinden çıktılar. Hatta Ayavukla mahallesinde bir Ermeni’nin kendi evini ateşe vererek çıktığı görüldü. Birçok evde yangını körükleyen paçavra parçalarına rastlandı. Bu mahallelerde yaşayan Ermeniler, aynı zamanda yangını söndürmek isteyen itfaiye erlerine ateş etmeye başladı. Ermeni mahallelerinde ve çarşıda bomba atan Ermeniler görüldü ve tutuklandılar. Darağaç’ta Yordani Aleksiyati adlı bir Rum, evini yakarken yakalandı. Kendisine bunu yapması için bir Rum görevli tarafından para verildiğini itiraf etti. Anadolu’daki Ermeni alaylarını örgütleyen meşhur Trukom, Yunanlılara İzmir’i terk etmeden önce şöyle seslenmişti; ‘Siz İzmir’i Türklere bırakarak kaçın. Biz ancak öldükten sonra İzmir’i onlara teslim edeceğiz.’ Gerçekten de İzmir’i yakmak için burada bir Ermeni komitesi kurulduğu anlaşılıyor.”10

Araştırmacı Selehattin Sert’in ‘Haçin Ölüm Kampı’ adlı kitabında:

“Antranik’in yanında Van Vali yardımcılığında bulunan, Van ve Haçin’deki ünlü Türk katliamcısı Aram (Manukyan) Çavuş, bölgeyi yakıp yıktıktan sonra, yine bir ağır yenilgiyle, 1920 Ekim ayı sonunda çetesiyle İzmir’e gelir. 13 Eylül 1922 tarihinde İzmir’i kül eden, Büyük İzmir Yangını’nın planlayıcısı da Kars’ı, Haçin ve Sis’i yakan bu Torkom ve ekibiydi. Aram Çavuş, Aşot, Kirkor gibi, kendisine kâh çavuş, kâh miralay, kâh vali, kâh papaz, kâh öğretmen unvanlarıyla ortaya çıkan sahte kimlikli katillerin son marifetleriydi” denilmektedir.11

İzmir Yangını ve Mustafa Kemal

Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa, 15 Eylül 1922 tarihinde Fransız Amirali Dumesnil ile İzmir Göztepe’deki Uşakizade Köşkü’nde uzun bir görüşme yapmıştır.

Amiral Dumesnil’in İzmir yangınıyla ilgili Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya sorduğu soru şöyledir:

“Yangın çıkaranların Türkler olduğuna dair şehirde söylentiler dolaşıyor. Birçok kişi Türklerin ateşe gaz döktüklerini gördüklerini birtakım detaylarıyla birlikte anlatıyorlar. Ben derhal kurmay heyetimin subayları tarafından araştırma yaptırdım. Yapılan bu araştırmada dolaşan söylentiler doğrulanmadı. Fakat söylentiler dolaşmaya devam etmektedir. Söylendiğine göre İngiliz Amirali Türklerin yangından sorumlu olduğuna inanıyor.”

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yanıtı şöyledir:

“İzmir’de daha bizim işgalimizden önce bir teşkilatın bulunduğunu ve bunun gayesinin yangını hazırlamak olduğunu biliyoruz.”

Amiral Dumesnil’in bir başka sorusu ise şöyleydi:

“Bana kalırsa Türkler İzmir’i isteyerek yakmış olmaları konusunda suçlanamaz. Bu çok manasız bir şey olur. Fakat Türklerin, davalarının yararı için bu yangın konusunda yerleşmekte olan bu efsaneyi derhal düzeltmemiz gerekir. Bu konudaki bilgileri besleyecek kanıtların bana verilmesi bu bakımdan önemli bir çözümdür. İkinci olarak çeşitli memleketlerin resmi delegelerinin yapılacak soruşturmada hazır bulunmalarını teklif etmek, inancıma göre daha uygun bir hareket olur.”

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın bu teklife yanıtı şöyledir:

“Ben yabancı temsilciliklere buraya gelmeleri için tek başıma çağrı yapamam. Bunun için Ankara Hükümeti’nin izni gerekir.”

Amiral Dumesnil’in diğer bir sorusu ise:

“Fakat şimdi delil olarak elinizde ne varsa bana verebilirsiniz değil mi?” olmuştur.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Amiral Dumesnil’e yanıtı şöyleydi:

“Yangın çıkarmak üzere bir teşkilatın kurulmuş olduğunu biliyorduk. Hatta Ermeni kadınlarının üstünde ateş tutuşturmak için malzeme ele geçirdik. Birçok kundakçıyı tutukladık. Gelişimizden önce kiliselerde yangın çıkarmayı kutsal bir görev gibi gösteren nutuklar atılmıştır.”

Amiral Dumesnil’in son sorusu ise şöyledir:

“Sizin bu anlatımınızı resmi bir görüş olarak kabul edebilir ve o şekilde gereken yerlere iletebilir miyiz?”

Gazi Mustafa Kemal Paşa bu soruyu:

“Evet, bu yangın hoş olmayan bir olaydır” diye yanıtlamıştır.12

Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Amiral Dumesil ile Hamit Bey’e 17 Eylül 1922 tarihinde gönderdiği telgraf aşağıdadır:

“İzmir yangını hakkında açıklama aşağıdadır. Ordumuz İzmir’i her türlü kazadan korumak için şehre girmeden evvel önlemler alınmıştır. Ancak Yunanlılar ve Ermeniler daha evvel kurdukları teşkilatlarıyla İzmir’i tamamen yakmayı planlamışlardı. Kiliselerle Hrisostomos’un vermiş olduğu nutuk (Müslümanlar tarafından işitilmiştir), İzmir’i yakmak isteyenlerce dini bir vazife olarak algılanmıştır. Yangın bu teşkilat tarafından çıkarılmıştır. Bunu kanıtlayan birçok şahit ve belgeler vardır. Askerlerimiz yangını söndürmek için bütün güçleriyle çalışmışlardır. Yangını askerlerimize mal eden ve iftira edenler, İzmir’de durumu yerinde görebilirler. Yalnız böyle bir iş için resmi soruşturma söz konusu olamaz. Şu anda burada bulunan her milletten gazeteciler zaten bu vazifeyi yapmaktadırlar. Hıristiyan ahali hakkında gereği yapılmakta ve göçmenler yerlerine gönderilmektedir.”13

7 Mart 1923 günü, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’daki İtilaf Devletleri Temsilcisi Amiral Bristol’e, gazetelere ve kolordulara gönderdiği İzmir ve Ermeni konulu mektubunda:

“İzmir’de yapıldığı gibi bir uydurma Ermeni katliamıyla, tüm dünyayı aldatmak için yaratılan bu kin ve hırs ürünü propagandaların niteliği hakkında, uygarlık ve insanlık dünyasının bir kere daha aydınlatılması gerekir. Bu suretle haksızlığa uğramış Türk ulusunun iğrenç ve alçakça bir suçlamadan arındırılması için İtilaf Devletleriyle Amerika Hükümetinin adalet severlik duygularına başvururuz” demiştir.14

Dünyanın yıldızı güzel İzmir’i yakan Ermeni çetecilerinin torunlarından, dedelerinin İzmir’e nasıl kıydıklarının hesabını sormayı hiçbir Türk istemez. 1071’den sonra Anadolu’da Türklerle tanışan Ermenilerin 800 yıl nasıl dost yaşadıklarını onlara anımsatmak istiyoruz. Dünya üzerinde Türk Ermeni dostluğunun tekrar başlaması için, Anadolu’daki yaşanan Türk-Ermeni ilişkisinin ‘1071–2009’ arasını tarafların çok iyi bilmesi gerekir.

Kaynak: Ahmet Gürel*, TÜRK-ERMENİ İLİŞKİLERİ- Şenocak Yayınları, İzmir 2009, s. 18-25

*İTK Uşakizade Köşkü Md.

1. Strabon, İÖ 64 - İS 23 arasında yaşamış bir coğrafyacıdır. Amasya’da doğan Strabon, Antik dünya hakkındaki coğrafya kitabı ile tanınmıştır.

2. Homeros, Antik Yunanistan’da yaşamış İyonyalı bir ozandır. Batı Edebiyatı’nın ilk büyük eserleri sayılan İlyada ve Odysseia Destanları’nın yaratıcısı veya derleyicisidir.

3. Aristoteles, MÖ 384 - MÖ 322 tarihleri arasında yaşamış Yunanlı filozof ve bilim adamıdır. Platon ile birlikte Batı düşüncesini en çok etkileyen iki kişiden biri olarak düşünülür.

4. M.Ö. 336–323 yılları arasında Makedonya kralı olan Büyük İskender, o zamanki dünyanın yarısını 13 yılda fetheden tarihteki en büyük komutanlardan biridir.

5. Bülent Şenocak, Levant’ın Yıldızı İzmir, Şenocak Yayınları, İzmir 2008,  s. 11–13.

6. Pelin Böke, İzmir 1919–1922 Tanıklar, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2006, s. 207–215.

7. Levantenlerin oturduğu mahalle.

8. Oktay Gökdemir, Cumhuriyetin İzmir’i ‘Ateşin Gelini’ adlı makalesi, Cumhuriyet, 9 Eylül 2008, s. 23.

9. Gökdemir, a.g.m, s. 21.

10. Gökdemir, a.g.m, s. 25–26.

11. Selahattin Sert, Haçin Ölüm Kampı, Kum Saati Yayınları, İzmir 2005, s.  25.

12. Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt.5, Kaynak Yayınları, İstanbul 2002, s. 284–286.

13. Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt.13, Kaynak Yayınları, İstanbul 2004, s. 296.

14. İsmet Görgülü, Atatürk’ten Ermeni Konusu, Bilgi Yayınevi, Ankara 2006, s. 174.

 

Yangın Öncesi ve Sonrası İzmir Fotoğrafları

Kordon, İzmir

 

Kordon, İzmir

 

Liman, İzmir

 

Grand Huck Oteli, İzmir

 

İzmir Yangını

 

İzmir Yangını

 

İzmir Yangını

 

İzmir Yangını

 

Yangın sonrası İzmir

 

Yangın sonrası İzmir

 

Yangın sonrası İzmir

Yangın sonrası İzmir




Ana Sayfa | Teşekkürler | Kullanım Şartları | Gizlilik | İletişim | RSS
Web Hosting Natro.com
Powered by www.minibilisim.com.tr